Kirpi Neden Dikenlerine Bu Kadar Güvenir?
Binlerce diken, güçlü bir halka kas ve tuhaf bir köpük alışkanlığı. Kirpinin savunma stratejisi göründüğünden çok daha karmaşık.
Nehir Sancar Güncelleme: 4 dk okuma
Kirpi, savunma denince akla gelen ilk hayvanlardan biridir. Sırtındaki binlerce diken onu neredeyse dokunulmaz kılar. Ancak bu dikenlerin nasıl çalıştığı, kirpinin onları nasıl kullandığı ve bu stratejinin ona neye mal olduğu çoğu zaman bilinmez. Yavaş, küçük ve gözü zayıf bir hayvanın avcılarla dolu bir dünyada tutunması, sanıldığı kadar basit bir iş değildir.
Diken Aslında Bir Kıldır
Kirpinin dikenleri, yapı olarak kıl ile aynı maddeden oluşur. Yani tırnaklarımızı ve saçımızı oluşturan sertleşmiş protein, kirpide kalınlaşıp içi boş bir boru haline gelmiştir. İçinin boş olması iki avantaj sağlar: hem hafiftir hem de basınç altında kolay kırılmaz. Bir kirpinin sırtında binlerce diken bulunur ve bunlar düzenli olarak dökülüp yenilenir.
Dikenlerin dibinde küçük kaslar vardır. Kirpi rahatken dikenler geriye doğru yatık durur ve hayvan neredeyse tüylü görünür. Tehlike sezildiğinde bu kaslar kasılır, dikenler farklı açılarda dikleşir ve birbirinin arasına girerek adeta örülü bir zırh oluşturur. Rastgele değil, kesişen açılarla dizilmeleri, bastırıldıklarında yana yatmalarını engeller.
Top Olma Sanatı
Kirpinin en bilinen hareketi, tehlikede top şeklinde kıvrılmasıdır. Bunu sağlayan, sırt boyunca uzanan güçlü bir halka kastır. Bu kas büzüldüğünde deri bir kese gibi toplanır; baş, karın ve bacaklar içeride kalır, dışarıda yalnızca dikenli yüzey görünür. Karın bölgesi yumuşak ve savunmasızdır; bütün mesele orayı gizlemektir.
Bu savunma çoğu avcıya karşı etkilidir. Ancak bedeli vardır. Top olan kirpi hareket edemez, göremez ve bekler. Tehlike geçene kadar dakikalarca, bazen çok daha uzun süre bu halde kalabilir. Enerji harcayan, kaslarını yoran bir stratejidir. Ayrıca bu savunma, avcıya karşı işe yararken tekerlekli araçlara karşı tamamen çaresizdir. Yollarda kaçmak yerine kıvrılmayı seçmesi, kirpi için modern dünyanın en büyük tuzağıdır.
Zayıf Göz, Güçlü Burun
Kirpiler alacakaranlıkta ve gece hareket eder. Görme duyuları oldukça sınırlıdır; dünyayı esas olarak koku ve sesle okurlar. Toprağın altındaki bir solucanı, çürümüş yaprakların arasındaki bir böceği burunlarıyla bulurlar. Beslenmeleri büyük ölçüde böcekler, solucanlar, salyangozlar ve kabuklulardan oluşur. Bu yüzden bahçelerde doğal bir denge unsuru sayılırlar.
Gece dolaşırken çıkardıkları hırıltılı, homurtulu sesler şaşırtıcı derecede yüksektir. Bu kadar küçük bir hayvandan gelen o gürültü, çoğu kişiyi yanıltır. Beslenirken, eş ararken ve rakiplerini uzaklaştırırken farklı sesler kullanırlar.
Tuhaf Bir Alışkanlık
Kirpilerin en garip davranışlarından biri, keskin kokulu ya da tanımadıkları bir maddeyle karşılaştıklarında yaşadıklarıdır. Hayvan bu maddeyi çiğner, ağzında köpüklü bir salya oluşturur ve ardından dilini kıvırarak bu köpüğü kendi dikenlerine sürer. Bu davranışın nedeni kesin olarak bilinmez. Kokusunu maskelediği, dikenlerine tatsız bir tat kattığı ya da parazitlerden korunmaya yaradığı öne sürülmüştür. Hangi açıklama doğru olursa olsun, bir hayvanın dış dünyadan aldığı kokuyu bilinçli biçimde üzerine taşıması dikkat çekicidir.
İnsanla Komşuluk
Kirpiler, insan yerleşimlerine oldukça iyi uyum sağlamış hayvanlardandır. Bahçe çitlerinin dibi, çalı altları ve yaprak yığınları onlar için ideal barınaklardır. Gece boyunca bir kirpinin birkaç kilometre yol alabildiği, birden fazla bahçeyi dolaşabildiği bilinir. Bu yüzden bahçeleri bölen sık çitler onların en büyük engelidir; alt kısımda bırakılan küçük bir açıklık bile hareket alanlarını belirgin biçimde genişletir.
Onlara yardım etmek isteyenlerin en sık düştüğü hata süt vermektir. Kirpiler süt şekerini sindiremez ve bu, ciddi rahatsızlıklara yol açar. Sağlanabilecek en iyi destek, temiz su ve bahçede böcek ilacı kullanmamaktır. Böcek yoksa kirpi de yoktur.
Soğuk iklimlerde yaşayan kirpiler kışın uzun bir uykuya geçer. Vücut ısıları belirgin biçimde düşer, kalp atışları seyrekleşir ve depoladıkları yağla aylarca idare ederler. Bu dönemde yeterli yağ deposu olmayan bireylerin uykudan uyanamaması sık görülen bir durumdur. Bu yüzden sonbaharda ne kadar iyi beslendikleri, kışı çıkarıp çıkaramayacaklarını belirler.
Yavrular doğduğunda dikenleri yumuşaktır ve derinin altında kalır; bu, doğum sırasında anneyi korur. Birkaç saat içinde dikenler yüzeye çıkar ve günler içinde sertleşir. Yani kirpi, zırhıyla doğmaz; onu ilk günlerde kazanır.
Küçük bir gövde, zayıf bir görüş ve yavaş bir yürüyüş. Kirpinin elindeki tek koz sırtındaki o dikenli örtüdür ve milyonlarca yıldır işe yaramaktadır. Doğa, bazen hızın değil, dokunulmazlığın kazandığını bu küçük hayvanla gösterir.